Bu aralar pek bir arazi oldum, yazma faaliyetlerinden acayip uzaklaştım.
Yeni bir işe girdim. Kurulum sürecini yürüttüğümüz firmada sabah 8 akşam 10, cumartesi, pazar mütemadiyen çalıştık bir ay boyunca. Takip eden bir ayda da ancak kendime gelebildim. Dolayısıyla bir yere kaybolmuşluğum yok. Arada geçen zaman benim için yataktan işe, işten yatağa şeklinde bir hayat deneyimiydi desem inanın abartmış olmam.
Tam toparladım derken önce büyükbabamı, sonra da dayımı hastaneye yatırdık. Şimdi ikisi de taburcu oldu, onlar da iyi. İşler de rayına girdi. Dolayısıyla biraz daha rahatım artık.
Bu iki ayda sayfamın kapsamını bağlayan neler oldu diyecek olursanız, en ufak bir fikrim yok. Konsolosluk baskınını iki, büyük orman yangınını üç gün sonra öğrenmiş olmamın utancı hala bünyemi zorluyor zaten. Pazarlamayla ilgili ne bir kitap, ne tek sayfa dergi ne de blog yazısı okuyamadım, televizyon seyretmedim. Hal böyle olunca kökü topu iki reklam zihnimde yer etmiş duruyor sadece.
Birincisi Fiat Linea reklamı. Hani bebeğin hareketlerini ve ailesi tarafından korunmasını ve desteklenmesini Fiat Linea'nın özellikleriyle eşleştirip, arabayı o bebekle görselleştiren muhteşem metafor... Ayrıca Linea'dan "ailen" sözcüğünü türetmek ve böylece reklam mesajını çok daha zengin ve vurgulu hale getirmek, ayrıca anlamı basitleştirmek... Gerçekten muhteşem.
İkincisi ise Vodafone reklamları. Bu reklamı GSM Operatörleri ve aralarındaki yoğun rekabet balamında değerlendirmek gerekse de, bu yazıyı mesai saatlerimin ilk dakikalarında yazdığım için uzatmayacağım. O nedenle şimdilik şöyle diyelim: Kötü işlenen iyi bir fikir bence. Reklamı beğenmedim. Mesaj net çünkü dış ses reklamda ne anlatıldığını gayet güzel söylüyor. Ancak diğer sahnelerin ne işe yaradığını, ne anlattığını tespit etmek zor. Diğer yandan komik de değil, abzürt deseneiz o alanda da "niyetim var ama korkuyorum" havalarında.
Şimdilik bu kadar.
Saygılar...
Yeni bir işe girdim. Kurulum sürecini yürüttüğümüz firmada sabah 8 akşam 10, cumartesi, pazar mütemadiyen çalıştık bir ay boyunca. Takip eden bir ayda da ancak kendime gelebildim. Dolayısıyla bir yere kaybolmuşluğum yok. Arada geçen zaman benim için yataktan işe, işten yatağa şeklinde bir hayat deneyimiydi desem inanın abartmış olmam.
Tam toparladım derken önce büyükbabamı, sonra da dayımı hastaneye yatırdık. Şimdi ikisi de taburcu oldu, onlar da iyi. İşler de rayına girdi. Dolayısıyla biraz daha rahatım artık.
Bu iki ayda sayfamın kapsamını bağlayan neler oldu diyecek olursanız, en ufak bir fikrim yok. Konsolosluk baskınını iki, büyük orman yangınını üç gün sonra öğrenmiş olmamın utancı hala bünyemi zorluyor zaten. Pazarlamayla ilgili ne bir kitap, ne tek sayfa dergi ne de blog yazısı okuyamadım, televizyon seyretmedim. Hal böyle olunca kökü topu iki reklam zihnimde yer etmiş duruyor sadece.
Birincisi Fiat Linea reklamı. Hani bebeğin hareketlerini ve ailesi tarafından korunmasını ve desteklenmesini Fiat Linea'nın özellikleriyle eşleştirip, arabayı o bebekle görselleştiren muhteşem metafor... Ayrıca Linea'dan "ailen" sözcüğünü türetmek ve böylece reklam mesajını çok daha zengin ve vurgulu hale getirmek, ayrıca anlamı basitleştirmek... Gerçekten muhteşem.
İkincisi ise Vodafone reklamları. Bu reklamı GSM Operatörleri ve aralarındaki yoğun rekabet balamında değerlendirmek gerekse de, bu yazıyı mesai saatlerimin ilk dakikalarında yazdığım için uzatmayacağım. O nedenle şimdilik şöyle diyelim: Kötü işlenen iyi bir fikir bence. Reklamı beğenmedim. Mesaj net çünkü dış ses reklamda ne anlatıldığını gayet güzel söylüyor. Ancak diğer sahnelerin ne işe yaradığını, ne anlattığını tespit etmek zor. Diğer yandan komik de değil, abzürt deseneiz o alanda da "niyetim var ama korkuyorum" havalarında.
Şimdilik bu kadar.
Saygılar...
Yoğunum Allah canımı alsın, geberecem yorgunluktan...




















