05 Şubat 2008 Salı

BEN PAZARLAMA MÜDÜRÜ OLSAM…

Uzun bir ara oldu; neredeyse iki ay. Yazmayı özlemiştim de yazacak birşey bulamıyor, açıkçası vakit de ayıramıyordum. En iyisi daha önceden hazırladığım, ama tamamlayamadığım yazımı bitirip yayımlayayım dedim. Buyrun.

Geçen ay Cici Geri Döndü, Ama Pek Bir Gönülsüz Sanki demiştim. Rüstem yazıya yolladığı yorumda gayet güzel bir açılım getirmişti. Bu yazı da aklımın bir köşesinde bekliyordu o günden beri, kısmet bu güneymiş. Henüz tam alışabilmiş değiliz bilgi paylaşımına. Özellikle firmalarımız bilgi paylaşmak konusunda çok çekimser. Şimdi hatırlamıyorum, ama zamanında bir konu hakkında (pazarlamayla ilgiliydi) araştırma yapıyordum. İnternette böyle bir araştırma yapan birisi makalelere (blogları buraya dahil edelim) bakar, konuda uzmanlaşmış firmaların internet sitelerini tarar, e-kitap bulmaya çalışır, haberleri okur.

O zaman dikkatimi çekmişti ilk olarak, firmalarımız kendi internet sitelerinde işleriyle ilgili bilgi vermiyorlardı. Dertleri tasaları, ürünler, referanslar ve iletişim. Zannedersiniz ki bir reklam ajansı reklamcılığın ilkeleri üzerine veya reklamcılık sektöründeki gelişmelere, pazar verilerine ilişkin bir makale yazıp sitesinden paylaşsa, reklam verenlere iş öğretmiş olacak. Zannedersiniz ki, bu tip dokümanlar yüzünden bir firma reklamını o ajansa yaptırmayacak da kendisi çekecek. Öyle bir hava var yani (Buradan Selim Tuncer’i – Mast MPI tebrik edeyim). Ben pazarlama müdürü olsam, bir kişiyi her gün firmayla ve sektörle ilgili bir makale yazması için görevlendirirdim. Sonuçta her bir makale aslında kendi işimize ve sektörümüze ne denli hakim olduğumuzun göstergesi olurdu. Büyük ihtimalle müşteri okumazdı, ama bu değerinden eksiltmezdi. Sanırım en az referanslar kadar da etkili olurdu.

Özellikle pazarlama bloglarında markalara ilişkin çok değerli analizler yapılıyor, markayı kullanmaktan kaynaklanan tecrübeler aktarılıyor, bazen de çok ağır eleştiriler ortaya koyuluyor. Ve bakınız ki firmaların hiç umurunda değil bu yazılar. Haberleri olduğunu bile düşünmüyorum. Ben buradan Ülker ve ETİ hakkında birkaç yazı yazdım mesela. Okuyucularımın pek çoğunun da Ülker ve ETİ markalarından en az birinin müşterisi olduğu da neredeyse kesin. Peki o zaman şu soruyu soralım: Bir yetkili bloga girip, kendi markaları hakkında yazılanlara cevap verse nasıl olur? Açıkçası harika olur. Zira o yorumu okuyanlar da ya müşteri ya potansiyel müşteri olduğuna göre firmanın kendisini ifade edebilmesi açısından önemli bir mecradır. Kendilerini savunabilirler, eleştirileri haklı bulduklarını ve düzelteceklerini belirtebilirler, inceleyeceğiz diyebilirler, teşekkür edebilirler vs. Ama ne olursa olsun, bu iletişim aracını da kullanmış olurlar. Ben pazarlama müdürü olsam bir kişiyi, yetmezse iki kişiyi, yetmezse kaç kişi lazımsa, blog yazılarına cevap vermesi için görevlendirirdim. Ama suyunu çıkartmamaları da önemli tabii.

Şirket blogları henüz keşfedilmemiş bir iletişim aracı. Her şeyden önce görece esnek yapılarıyla tasarım adaptasyonlarına uygunlar. Ayrıca resim, video ekleme imkanlarıyla iletişime de izin veriyorlar. Yani billboardunu koy sayfana, reklam filmini oynat, ürün fotoğraflarını koy. Makale yazma yapısına uygunluğundan dolayı ürünler hakkında bilgi ver. Canın ne çekiyorsa onu yap yani. Ayrıca etkileşimli iletişim imkanıyla müşterilerine teknik destek verebilir, eleştirileri ve övgüleri toplayabilir, potansiyel müşterilerin için büyük bir referans alanı oluşturabilirsin. Ürünü kullanmaktan edinilen tecrübelerin kararsız potansiyel müşterileri kazanma ihtimali, herhangi bir reklam, PR, sponsorluk sayesinde kazanma ihtimalinden daha yüksektir hem. Ayrıca kontrolü de elinde tutarsın ki anlamsız saldırıların önüne geçebilir, gereken cevabı verebilirsin. Böylece başka yerlerde kontrol dışı gelişen yorumları kontrol altında tutarsın. Tabii şark akıllısı olup, bütün eleştirileri silmemek ve kendi çalışanlarına övgü dolu yorumlar yazdırmamak da çok önemli. Kimse salak değil zira. Ben pazarlama müdürü olsam şirket blogu oluşturur ve her gün güncellenmesini sağlardım.

Da, pazarlama müdürü değilim, o sebeple de bana laf düşmez.

Saygılar…