17 Aralık 2007 Pazartesi

ZENGİN KIZ – FAKİR OĞLAN NE İSE HAYRANLIK TEMALI REKLAM DA ODUR, ASLA ESKİMEZ, BÖYLECE HERŞEY ÇOK KOLAY OLUR

Eski Türk filmleri; zengin kız, fakir oğlan, imkansız aşk, entrikacı zengin aile, despot zengin baba, insanlıktan nasibini almamış zengin anne (ama bir yandan ana yüreği), tek sermayesi namusu ve gururu olan fakir aile ve mutlu son… Her Türk filmi böyledir. Ne kadar eski geliyor öyle değil mi, ne kadar sıkıcı, ne kadar bilindik. Halt etmişsiniz. Bu gün yapılan “yeni” dizilerimizde sanki başka bir şey mi var. Hepsi aynı. İzlediğiniz yerli dizileri düşünün… Hepsi aynıymış değil mi? Teşekkür etmenize gerek yok.

Hayranlık… Reklamlarda direkt veya dolaylı olarak en sık karşılaştığımız mesaj iletme araçlarından biri. Bazen kıskançlıkla da birleştirilebiliyor tabii. O zaman da reklam tadından yenmiyor haliyle. Bu hayranlık ve artı kıskançlık duygularının izlyicide uyandırdığı alış-veriş arzusunu kim bastıracak, bu tip reklamlar sayesinde artan talebi hangi arz karşılayacak? Bence hükümet bu tip reklamları yasaklamalı. Allah esirgesin, ya talep coşar, arz yetişemezse, enflasyon patlar, hepimizi patlatır. Buradan tüm sivil toplum örgütlerini, aklı erenleri, hükümeti göreve davet ediyorum. Çünkü her tüketici gibi hayranlık temasını işleyen bir reklam gördüğümde tutamıyorum kendimi, titremeye başlıyorum. Hele bir de gece yarısı denk gelirse, bileklerimi kesecek gibi oluyorum kahırdan.

Benim bu dermansız derdimi herkes yaşıyor, öyle değil mi? Misal, Yataş Corner reklamını görünce hepiniz, gidip beşer onar tane köşe koltuk almak istemediniz mi? Kendimi o reklamda rol alan kişiler gibi hissettim. Dükkan tam köşede… İki cepheli yani. Yataş da öyle köşe koltuklar üretip koymuş ki vitrine tuzak gibi, gir içeri yıllarca otur diyor şeytan. İki kişi de farklı taraflardan geliyor. Ancak hayatlarında yaşamadıkları bir hayranlık hissiyatıyla koltuklardan alamıyorlar kendilerini. Tam köşede buluşuyorlar, sonra (aman Allah’ım sen gösterme, bu ne şaşkınlıktır) ellerinde ne varsa karşıdakine veriyorlar, onun elindekini alıyorlar. Köpekerini karıştıran ikiliye ilişkin tek bir şey söyleyeceğim reklam yapımcısına: Siz köpeklerini, Yataş’a duyulacak hayranlık sebeiyle karıştıracak iki salak insan olduğunu iddia edebilirsiniz, ama hiçbir köpek sahibini karıştırmaz.

Hayranlık böyle ahmak eder işte adamı. Saçını yıkayıp sokağa çıkan kız kafede oturan delikanlıların bir bir yere düşmesine sebep olur. Üstelik bu genç kızımız güzel, güzel olduğu kadar güzel saçlı, güzel saçlı olduğu kadar da umursamazdır. En az on kişi sırt üstü yere çakılır onun yüzünden, dönüp birine de “iyi misin, benim hatam kusura bakma, ne diye saçlarımı salladım ki bir o yana bir bu yana” demez. Demediği yetmezmiş gibi utanmadan güler.

Arabaya kitlenen gözler de benzer bir ifade taşır; şaşkınlık, hayranlık, kıskançlık… Hani eski Türk filmlerinde köye bir araba gelir, çocuklar peşinden koşar ya, işte o hale gelmesine ramak kalmıştır ahalinin.

Böyle örnekler çok var. Acaba ilk sumunda ne yapıyorlar, ne diyorlar firmaya çok merak ediyorum. Eskidi artık bu yaklaşım, duyuyor musunuz? Ama galiba modası hiç geçmeyecek. Böyle reklamcılık ne kolay. Koy kadraja malı, bir iki de hayran hayran bakacak insan koy ve motor.

Saygılar…

3 yorum:

Rüstəm Məmmədov dedi ki...

Bir de guzel bacakli kizlar var..Onu da yazsan, yazi yuzde yuz tamamlanmish olurdu...

Bu her sektorde boyledir. Hatta chok genish uygulama, yenilikler yapma imkianlari olan otomotiv sektorunde bile aynisi. adam, nerdeyse butun modellerine ayni sloganlari, ayni tanitimlari kullaniyor.Komforlu, dayanikli, guchlu, dikkat chekici...

Saygilarimla,

Bülent Akgül dedi ki...

"Bir de guzel bacakli kizlar var..Onu da yazsan, yazi yuzde yuz tamamlanmish olurdu..."

Demişsin, ama benim bundan bir şikayetim yok:)

Her sektörde böyle, üstelik takip değil de yeni öneriler getirenlerin çok daha başarılı olduğunu ortaya koyan binlerce örnek varken.

Rüstəm Məmmədov dedi ki...

Bulent yazmani chok isteriz.....Senin blogun tam da farklilasharak tamamen farkli bir konum kazanmishken chekiliyorusun "piyasadan"..Olur mu hich???