03 Aralık 2007 Pazartesi

GÖRSEL İLETİŞİM TASARIMI DEMİŞKEN

Görsel iletişim tasarımını hemen alttaki şu yazıda internet sitesi bağlamında değerlendirmiştim.

Odamın camı her zaman açıktır. Yalnızca kışın uyurken kapatırım. Sigara içen bir kişinin havalandırma problemi bazen çok soğuk olabiliyor. Ben böceklerden korkarım. Hayret ki çocukluğumdan kalmış kötü bir anım da yok böceklerle ilgili. Karafatma, kalorifer böceği veya her ne olursa, ayrıca arıdan da korkarım ki, hiç iyi hatıralarım yoktur familyasıyla.

İstanbul Esenkent’te ikamet ediyorum. Buraya Fatih’ten taşındık 3 sene önce. İnsan Fatih gibi betondan ibaret bir semtten, Esenkent gibi doğaya yakın bir bölgeye taşınınca hayatında görmediği mahlukatla karşılaşıyor. Şimdi böcekten korkan bir kişi, camı açık diye odasına giren böcekleri ne yapar: Türlü taktiklerle öldürür. Ben de aynen bunu yapıyorum. Yani burada böcekler içinde yaşadığım falan yok.

Dün itibariyle masama bir uç uç böceği (gelin ve uğur böceği de denir) kondu. Kendi halinde takılırken bir anda ters döndü. Debelenmesine rağmen düzelemedi. Önce düzelmesine yardım ettim. Elime almak istedim, ama olmadı. Kağıt yardımıyla onu nazik biçimde dışarıya yolladım. Ama ben böcekten korkarım!

Kelebek de bir böcektir. Kelebeğin kanatsız halini görmediyseniz, dikkatle bakınız. Canavar gibi bir hayvan. Eğer kelebekte o kanatlar olmasaydı, emin olun her türlü yaratık filminde esas rollerden birini kapardı. Hiç hayatınızda kelebekten korkan birini gördünüz mü? Ben dahil kimseyi görmedim ben. Ama kelebek kanatsızken çok korkutucu bir hayvandır. Bunu biliyor ve böceklerden korkuyor olmama rağmen kelebekten korkmuyorum.

Arılar çok güzel hayvanlardır. Sarı siyah çizgileri, harika renklerdir. Eğer arının iğnesi olmasa, ondan da korkmazdım eminim, böceklerden korkmama rağmen.

“Dış güzellik önemli değil, önemli olan insanın iç güzelliği” yalanı, aslında ne kadar çok ispatla karşımıza çıkıyor, görmek isteyince. En basit ifadeyle kim çirkin bir sevgili, çirkin bir elbise, çirkin bir böcek, çirkin bir gözlük, çirkin bir her ne ise ister ki. Hepimiz güzelin peşinde koştururken, tasarımın güzellik arayışının insan doğasına ne kadar uyumlu olduğu gerçeğiyle karşılaşırız.

Güzel tasarım, güzel mesajın taşıyıcısıdır aynı zamanda. Bu böcekler bana diyor ki: Korkmana gerek yok, ben güzelim, sana zarar vermem, şu kanatlarımdaki turuncu – kırmızı renk ve siyah puanlara baksana. İnsan güzelliği de benzer bir mesaj verir mi bilmem, uzmanı falan değilim. Ama neden hep güzelin peşinde koşarız sorusu doğru soru değildir. Doğru soru neden hep daha güzelin peşinde koşarız olmalıdır. Daha güzel daha iyi midir yoksa?

Konunun kadınlar açısından değerlendirmesini bilmem, ama tanıdığım pek çok erkek en büyük sevda yaralarını hep en güzel sevgililerinden yemiştir. Acaba en güzel sevgiliyi kaybetmek, en güzel sevgiyi veya en mutlu günleri kaybetmek midir?

En güzel araba, en güzel köpek (erkekler için en büyük veya en güçlü), en güzel sevgili kabul görme ve statüyle de alakalı olmakla birlikte işin sosyal kısımlarına hiç bulaşmayacağım. Böcek konusunda kalalım en iyisi.

Böceğin tasarımı da görsel bir tasarımdır. Zira böceklerin çoğu diğer hiçbir duyumuza hitap etmez. Onlarla ilgili zihnimizde oluşturduğumuz imaj tamamen kırmızı üzeri siyah puanlı veya alacalı kanatlarıyla bağlantılıdır.

Bu son sözün üstüne bağlantıları genişletmek ve örnekleri zenginleştirmek de size kalsın.

Saygılar…

3 yorum:

Rüstəm Məmmədov dedi ki...

Abi bu yaziyi aynen kendi blogumda yayinlardim. Ama, icherisinde sana ait olan hissler chok fazla. Hissler de tashinmaz, tashinamaz.

Yoruma ve kendimize ait olan bir sheyi katmaya da gerek yok.
Bu yaziyi sonra tama sana ozgu bir shekilde tasarim ve pazarlamadaki roulu gibi biur shekilde yazarsan, o zaman biz de fikirlerimizi paylashiriz. Ama, shimdi sadece okumak lazim...

Son gunlerde okuyup zevk aldigim en guzel yazilardan birisi...

Ellerine saglik...

Bülent Akgül dedi ki...

Sağol Rüstem, konu güzel olsa da yazı çok içime sinmemişti, beğenmene sevindim.

Al taşı, değiştir, kendince yeniden yaz... Sorun değil, senden kıymetli mi canım.

Rüstəm Məmmədov dedi ki...

Onu da dushundum aslinda, kendi bloguma tashimak istedim, ama dedigim gibi hissler meselesi var ortada..