27 Kasım 2007 Salı

KURUMSAL WEB SİTESİ TASARLAMAKLA KOD BİLMENİN HİÇBİR BAĞI YOKTUR

Bu yazıda ülkemizdeki internet sitelerinin pek çoğunun yarattığı görüntü kirliliğinin temel sebebini arıyorum. Aslında uzatmadan söyleyeyim: Kurumsal web sitesi tasarlamakla kod bilmenin hiçbir alakası yoktur.

Memleketimizde tasarım para etmez. Paraya dönüştürülebilen şey ürünün kendisidir. Selim Tuncer ile yaptığımız bir sohbette ambalaj tasarımının henüz öneminin anlaşılmadığını detaylarıyla kendisinden dinlerken, bir yandan da ambalaj tasarımına yatırılan paranın gereksiz bulunduğuna dair bir fikir edinmiştim. Öyle ya; ortada ambalajın kendisi yok, neye para versin firmalar. Hem zaten ambalaj üreten firmalar tasarım hizmetini ücretsiz sunmuyor mu? Sadece bu değil. Daha önce çalıştığım mobilya sektöründe de tasarım paraya dönüştürülemeyen, müşterice işin kendisi algılanan bir hizmetti. Bu anlayışın pek çok sektörde tekrarlarına rastlamak mümkün. Ancak burada profesyonel ve bilinçli müşterilerden bahsetmediğimi de belirtmeliyim.

Web ortamında da durum bundan farklı değil. Tasarım orada da para etmiyor. Para eden şey sitenin kendisi. Aslında internet sitesi yapıyorum diyen herkes doğal olarak tasarımını da yaptığı için (yetkinliği tartışmıyorum, sonuçta site varsa, ortada görsel bir malzeme de var demektir) sitenin mühendisliği ile mimarisi aynı iş olarak değerlendiriliyor, doğa olarak site inşası parasal değer taşıyor. Böylece site yapan kişi ve kurumlar kod yazmayı bilen insanların iş alanları haline geliyor, gelmiştir.

Tasarım, görsel tasarım, görsel iletişim tasarımı birbiriyle temelde aynı olsa da önemli farklar barındırır. Özellikle görsel iletişim tasarımında tasarlanan şey iletişimin görsel kısmıdır. Bir diğer ifadeyle görsel iletişim tasarımı yalnızca tasarım değildir, sadece tasarım prensipleri ile yürütülemez. Çünkü ortada bir marka, bir mesaj, bir algı, bir imaj, yani tam anlamıyla bir iletişim vardır. Görsel iletişim tasarımında esas unsur iletişimdir.

Aynı kelimelerin sayısız tekrarlarıyla ifade edebildiğim yukarıdaki sıkıcı paragrafı yazdım; çünkü internet sitesi tasarlamanın da görsel iletişim tasarımı olduğunu söylemeye çalışıyorum. Bu bağlamda bir site ambalaj, broşür, katalog, outdoor reklam gibi konulardan amaç ve fayda beklentisi bakımından ayrılmaz.

Kurumsal bir web sitesi 4 seleksiyon süreci sonucunda firmaya bir fayda getirebilir ancak:

(1) Sanal Seleksiyon: Arama motorları sonuçlarına göre sponsor bağlantılarda çıkanlar ve ilk 3, hadi bilemediniz 4, ama taş çatlasın 5 sayfadaki siteler sanal seleksiyonu geçer. Belki reel piyasada 500 olan rakip sayısı, sanal seleksiyon ile bir anda 50’ye düşer. Bu noktada görsel iletişim tasarımının herhangi bir fonksiyonundan bahsedemeyiz.

(2) İlk Algı Seleksiyonu: Bildiğim kadarıyla bir kişinin bir sitede kalmaya karar verme süresi yaklaşık 5 saniyedir. Bu süre sonunda site ya kapatılır ya da daha sonra incelenmek üzere minimize edilir. Site, ziyaretçisine bu anda bir mesaj iletir. Tüm mesaj iletimlerindeki gibi hedeflenen mesaj, iletilen mesaj, algılanan mesaj arasında farklılıklar olabilir (Bu tüm reklamlarda da karşılaşabileceğimiz bir problem ve tam anlamıyla kontrol edilemez, zira siz mesajı aktarırsınız, ama müşterinin o mesajdan ne algılayacağını kontrol edemezsiniz). Ancak iletişim mantığıyla tasarlanmış bir site, ziyaretçisine bir şey söyler. Bu söylediği şey de 5 saniye içinde zihinde yankılanacak şu cümledir: Beni kapatma, çünkü ben ... bir firmayım ve sana istediğin şeyi sunabilirim. İşte bu mesajın nasıl sunulacağı ve boşluk bıraktığım yerde firmaya ilişkin tanımın tasarıma nasıl uygulanacağı görsel iletişimin konusudur. Bunun kod bilmekle en ufak bir ilgisi yoktur.

(3) İlk İnceleme Seleksiyonu: Şu an minimize edilmiş ancak 10 site kaldı. Diğerleri, zihnimizde bizi sitede tutacak bir fayda önerisi oluşturamadı. Çok iyi HTML kod yazarım diyenlerin tasarımcılığına kalmış sitelerin pek çoğunu kapattık artık. Sırada kalan 10 siteyi incelemek var. Bunun için de ortalama 2 – 3 dakika ayırabiliriz en fazla. İlk algının yarattığı pozitif düşünceleri bu süreçte desteklemek zorundayız. Ana sayfamız berrak, karmaşadan uzak, firma kişiliğiyle örtüşür, temel bazda bilgilendirici, vurguların doğru ayarda ve doğru yerlere yapıldığı tasarımlarla inşa edilmiş olmalıdır. Ziyaretçiye bu ön inceleme sonucunda şunu söylemelidir tasarımımız: Biraz evvel beni kapatmamakla doğru karar verdin, üstelik ürün ve hizmetlerimi de incelemek istiyorsun, çünkü şimdi daha iyi biliyorsun ki ben senin işine yarayacağım. Bunu söyleten bir sayfa ziyaretçiyi içeride daha çok tutar, daha fazla linki tıklatır, daha fazla mesaj aktarır ve büyük ihtimalle ticari başarıya daha fazla hizmet eder. Burada konu edilen tasarımın da kod bilmekle falan ilgisi yoktur.

(4) Karar Seleksiyonu: Artık yalnızca 3 sayfa açık önümüzde ve biz satın almak istediğimiz şey için bunlardan hangisinin doğru adres olduğuna karar vermeye çalışıyoruz. Bu aşamada artık firmanın ürünleri, fiyatları, satış sonrası hizmetleri gibi, müşterinin rasyonel fayda beklentisini karşılayacak unsurlar öne çıkar. Ancak tasarımın özellikle destekleyici mesajlar aktarma, kullanım kolaylığı ve çekiciliği unsurları değerinden bir şey kaybetmeksizin işlevini sürdürür.

Bu dörtlü seçim süreci sonucu bir ziyaretçi firmanızdan ürün – hizmet satın alabilir veya içeride çok durarak ve çok link tıklayarak reklam gelirlerinize katkıda bulunabilir. Görsel iletişim tasarımı sitenizin tüm sayfalarında, ilk açıldığından kapanana kadarki tüm aşamalarında öncü başarı kriterlerinden biridir. Internet sitesi yaptırmak kod yazma meselesi değil, tasarım meselesidir. Tasarlanacak şey de iletişimdir.

Eğer bir internet siteniz varsa, site trafiğiniz yeterli seviyedeyse, ancak siteden elde ettiğiniz ticari fayda tatmin edici olmaktan uzaksa sorunun adresi bellidir: tasarım hatası. Ancak konunun bir başka boyutu daha olabilir. Hemen tasarımı suçlamayalım. Bu sorun da sunduğunuz ürün veya hizmetlerle ilgili tatmin sağlayamıyor olmanızdır. Bunu anlamanın en temel yoklu site trafik analizleridir. Ben bu sayfada deneme amaçlı iki trafik analiz sitesinden hizmet alıyorum. StatCounter ve Google Analytics. İkisini de kullanmaya başlayalı 3 gün oldu. İkisi de benzer raporları sunsa da ilk izlenim olarak Google’ın hizmetini daha çok beğendim. Bunu sitenizde kullanmanızı tavsiye ederim. Nasıl kullanacağım diyorsanız şu yazıyı okuyunuz: Sitenizi Google Analytics’ten Takip Edin.

Şimdi bunu kullanınca ne göreceğim diye sorarsanız söyleyeyim. Onlarca farklı rapor sunuyor bize bu hizmet. Temel seviyede İngilizce bilgisi raporları anlamak için yeterli. Ancak konumuzu ilgilendiren temel raporlar şunlar: (1)Visit (ziyaretçi sayısı), (2) Avarege Page Views (bir ziyaretçinin tıkladığı ortalama sayfa sayısı), (3)Time on Site (Sitede kalma süresi), (4) Top Content (En çok ziyaret edilen sayfalarınız). Diğer raporlar da çok önemli, ama ben bu dördü üzerinden değerlendireceğim konuyu.

Eğer (1) düşükse trafik arttırmaya odaklanmak lazım öncelikle. (1) yüksek, ancak (2) ve (3) düşükse ciddi bir tasarım probleminiz var demektir. (4) sayfa tasarımızın ziyaretçiyi nereye yönlendirdiğini anlamak için önemli. En çok tıklanan sayfa ürünleriniz mi, iletişim mi veya başka bir şey mi? Bunun bilinmesi size önemli çıkarımlar sağlayacaktır. Tasarımla ilgili bir sorun olabileceğini de ortaya koyma ihtimali var bu raporun. Bu dört rapor sonuçları da tatmin edici, ancak site üzerinden veya site aracılığıyla edindiğiniz fayda beklentilerinizi karşılamaktan uzaksa, emin olun ki, ürünleriniz, hizmetleriniz, fiyatlarınız veya bağlı iş prensipleriniz (dağıtım, teslimat süresi vs.) ile ilgili bir problem vardır. En azından sorunun kaynağını anlamak açısından kendinize bir ay verin. Bir aylık raporlara göre stratejinizi belirleyin.

Sakın unutmayın: Kurumsal site tasarlamakla kod yazmayı bilmek arasında hiçbir bağ yoktur.

Saygılar…

0 yorum: