22 Eylül 2007 Cumartesi

CİCİ GERİ DÖNDÜ, AMA PEK BİR GÖNÜLSÜZ SANKİ

İşten ayrıldığım dönemdi. Gıda sektörünü seviyordum. Ülker - Eti ve Coca Cola - Pepsi rekabetlerine yüksek alaka duyuyordum. Bu yüzden ne kadar gıda firması varsa hepsinin pazarlama departmanlarına CV yolluyorum. Cici Çikolata da bu firmalardan biriydi. Mülakata çağırdılar. Merkezleri İkitelli - İstoç'taymış, gittim görüştüm. Önce size bu görüşmeden edindiğim izlenimleri aktarayım, sonra da Cici'nin yeni reklamlarını ele alayım istiyorum.

Cici son yıllarda adı hiç ortalarda gözükmese de çocukluğumdan hatırladığım bir çikolata markasıydı. Yıllar içinde yanlış ürün ve iletişim politikalarıyla, belki de şirket ortaklarının (aile bireylerinin) beceriksizliği sebebiyle kayboldu gitti. Görüştüğüm kişi ya patrondu ya da müdür, bilemiyorum. Ancak konuşma tarzı ve içeriği itibariyle patron olduğu çukarımına varmıştım. Bana söylediği üç önemli şey şöyleydi:

(1) Cici, bildiğiniz Cici. Zamanında kötü yönetim sonucu yok oldu gitti. Firmayı devraldık ve yeniden büyüteceğiz.

(2) Amacımız çikolata ve kek ürünlerinde piyasanın büyükleri arasında yer almak, Cici markasını büyük markalar ligine sokmak.

(3) Bu amaç uğruna pazarlamaya ve marka yönetimine çok önem veriyoruz ve bu işi profesyonelce yürüteceğiz.

Bu üç maddeyi aklımızda tutalım ve benim görüşmede edindiğim izlenimleri okuyalım:

(1) Bekleme odasındaydım, sehpada Cici'nin ürün katalogları vardı. Hepsini özenle inceledim. O gün itibariyle kataloktaki ürünlerin ambalajlarını çıkartın, tepedeki Cici logosunu da kaldırın ve istediğinize sorun; tüm ürünlerin %80'i Ülker'e, %20'si ise ETİ'ye ait denecektir.

(2) Henüz yeniden yapılanma aşamasındaki firmada çalışanlar arasında ahbap - çavuş ilişkisi varmış gibi geldi bana.

(3) Pazarlama hakkında ciddi bir bilgi ve beceri sahipliği gözlemleyememiştim. Sadece önemine haiz olunmuştu. Bu da bir şey elbet.

(4) Cici marka ismi olarak çok iyi, tesisler hazır, izinler ve kalite belgeleri mevcut. Tek ihtiyaç adam gibi bir vizyon ve strateji ile doğru düzgün bir dağıtım sistemi idi. Sonrası pazarlama sayesinde elde edilecekti.

Neredeyse bir yıl sonra Cici reklamları televizyonlarda gösterime başladı. Şu ana kadar üç farklı reklam gördüm. Üçünü arka arkaya oynatım, ürün kataloğunun sayfalarını çeviriyormuş gibi hissediyorsunuz. Ürün resmi, ürün adı, Cici ve slogan "Cici Tatlar" dörtlemesinden oluyşan, hareketsiz, hiçbir şey anlatmayan bir reklam hazırlanmış. Bu reklam ne düşünülerek hazırlanmış diye kafa yordum ve sonuç şu: Sanırım demişler ki biz önce minimum maliyet, minimum süre ve maksimum adet oynatımlık bir reklam hazırlayalım, Cici markasını hatırlatalım, tanınırlığını arttıralım, sonra da imaj yaratma çalışmasına odaklanırız.

Anlayış buysa cidden üzüldüm. Bu mantığın "reklamın iyisi kötüsü olmaz" inancıyla birlikte toprağa gömülmüş olması gerekirdi. Zira mesaj bolluğunda tanınmak (yani akılda kalmak) için her şeyden önce rakiplerden sıyrılmalı ve algıda seçicilik bariyerini aşmalısınız. Bunu aşamadığınız sürece aynı reklamı 5 kat fazla yayınlasın Cici ciddi bir tanınırlık seviyesine ulaşamaz. Ayrıca nasıl tanındığına ilişkin zihinlerde boş küme çağrıştıran markanın hem tanınırlığını uzun süre üst seviyede tutması hem de satış hacmi yakalaması mümkün olamaz.

Kağıt üzerinde ve düz mantıkla bakarsan uygulama doğru olabilir. Zira her yere Cici yazarsın insanlar Cici'nin varlığından haberdar olur, bu arada bir çikolata - kek markası olduğunu da anlar. Sonra imaj çalışması yaparsın ve zihinlerdeki Cici konumunu güçlendirir ve geliştirirsin. Ama insan beyni böyle çalışmıyor. Bu mantık insanın gördüğü her mesaj için kafasında bir klasör açtığını, daha sonra da markanın bu klasöre canı istediği gibi veri transfer edebileceğini kabul ediyor olsa gerek. Ancak esas zor konu o klasörü açabilmek ve silinmemesini sağlamaktır. Bunun yolu ise klasörün içeriğinin ne kadar önemli algılandığıyla ilgilidir. Yani bu reklamlarla başarı bekleniyorsa, hayal kırıklığı kapının eşiğinde bekliyordur.

Cicimarka ismi olarak çok başarılı bence. Özellikle çocukları hedefleyen bir marka için. Akılda kalması kolay ve hareket imkanı geniş. Cici anlam çağrışımı olarak oldukça pozitif ve hiç şüphesiz ebevynlere çocuklarının o küçücük günlerini hatırlatıyor. Çocuklar için de anlamlı üstelik. Hangi çocuk oyuncak bebeğini veya kedi yavrusunu "cici cici" diye sevmemiştir ki? "Cici tatlar" sloganı da başarılı bence. Kısa, akılda kalıcı ve lezzeti "cici" ile tanımlıyor ki dediğim gibi hemen herkes için olumlu ve sempatik bir yanı vardır bu kelimenin. Hemen her şey bu kadar iyiyken ve pazarlamaya bu kadar uygunken bu kadar kopya ürünler ve bu kadar ruhsuz bir reklamla ne kazanılabileceğini merak ediyorum. Ayrıca henüz bir internet siteleri yok. Bunun yanında reklam harici bir iletişim çalışmalarına da rastlamadım. Yani reklam verelim de satışları patlatalım anlayışı yine ve yeniden önümüzde duruyor. Galiba bu mantıktan kurtulamayacak bizim firmalarımız.

Saygılar...

7 yorum:

A. Selim Tuncer dedi ki...

Ne zaman diyeceksin diyordum ki, son paragrafta segementasyonla ilgili ipucunu vermişsin.

Zihinlerinde Cici'yle ilgili bir marka algısı taşıyanlar, o ürünleri tüketmekten vazgeçeli çok oldu.

Çocukları hedefleyen bir marka olarak Cici isminin avantajları var. Ama Nestle, Eti ve Ülker gibi daha kavi bir imaja sahip markalara Cici adıyla öykünmeye kalkmak palyaço kıyafetiyle işe gitmeye benzer. Oysa palyaço kıyafetiyle nereye gidileceği bellidir ve müşteri de oradadır.

Aha da müthiş sırrı ifşa ettik, alıp kullansınlar:)

Bülent Akgül dedi ki...

Selim Abi, gerçekten sırrı ifşa ettin, bakalım görecekler, görüpte okuyacaklar, okuyunca anlayacaklar ve uygulayacaklar mı?

Mülakatta ben de çıtlatmıştım. Ama anlatamamışım ya da fikrim çok da değerli bulunmamış, olsun. Bari senin değerlendirmeni görseler de sebeplenseler.

Rüstem Memmmedov dedi ki...

Yazıyı yayımlayalı kaç gwn oldu, seni daha işe çağırmadılar mı? :)

Hatırlıyorsanız Selim beyin Güllüoğlu Lalin reklamları ile ilgili yazısı vardı. O zaman Güllüoğlu'dan illa ki bir cevap gelir diye bekledim. Çünkü kısa dönem öncesinde Ülker eski pazarlama müdürü (pozisyonunda yanılabilirim) artık Güllüoğlu'da diye duymuştum ve 10 kişilik bir ekip oluşturduklarını da biliyordum. Bu 10 kişiden hiç olmazsa birisi mutlaka media takip yapar ve blogları da takip eder diye de düşünmüştüm. Ama, Selim beyin yorumuna cevap gelmeyince yok böyle bir şey dedim.Kendileri adına sadece "Değerli yorumlarınız için teşekkür ederiz" yazmaları bile çok faydalı olurdu.
Şimdi de Cici...Ben Cici markasını bilmem, ama eğer iddalıysalar en azından bir cevap beklerim...

Bülent Akgül dedi ki...

Açıkçası Rüstem eskiden ben de cevap beklerdim, artık ondan da umutsuzum. Gerçi umudum kendimle ilgili değil, bana laf yetiştirseler ne yetiştirmeseler ne, ya da Selim Abiy'ye, ya da sana veya diğerlerine! Ama es kaza o markalardan birinin müşterisi okusa bu tip yazıları... Bence kendilerini anlatmak yazılarda getirilen eleştirilere cavap vermeleriyle de mümkün.

Eminim o firmalarda da birisi okuyordur bunları (pazarlama bloglarını yani), eminim çok şey de öğreniyordur. Sonra da bir raporla fikrim var deyip yukarıya satıyordur. Neyse faydasını görsünler de sorun değil.

Bir de hakkını yemeyelim ETİ'den "Saldım Çayıra Mevla'm Kayıra Diyerek Marka Yönetmek Ustalık İster" yazıma yanıt gelmişti, resmi bir cevap olmasa da buna da şükür.

Bülent Akgül dedi ki...

Ayrıca sana mail attım Rüstem, aldın mı? 9 MB olduğu için gelmemiş olabilir. Bir kontrol et de, olmazsa tekrar yollarım. Ya da hala İstanbul'da isen buluşalım artık.

Rüstem Memmmedov dedi ki...

Zaten benim de ıfade etmek istediğim o. Müşteri burdakı eleştirilere onların reklamlarından daha çok değer verir ki, zaten hedefledıkleri kitlelerin bu blogların okurlarından olma ihtimali de yüksek.

Ben mail almadım abi. Bir zahmet tekrar yollayabilir misin?Lütfen!
Ben İstanbul'da değilim malesef.

Adsız dedi ki...

cici nekadar ii marka olursa olsun basındakiler işçi paralarını 5 ay gec verir bide yarın yok salı para vercez die atlatırlarsa böle yalanlarla bu fabrika zaten yürümez ondan battı zatennn