29 Ağustos 2007 Çarşamba

HEZEYAN

1997 yazında sigaraya başladım, o günden beri de günde yaklaşık 1 paket içiyorum. Hemen her gün, en az 5 sigara yakışımda şöyle diyorum: “ya benim ne işim olur bununla anlamıyorum ki” veya “hay seni tuttuğum günün ..."

Şimdi diyeceksiniz ki kardeşim bıraksana. İşte zaten hezeyan konusu da bu oluyor. Bu güne kadar hiç gerçekten inanarak ve kendime tam anlamıyla güvenerek bırakıyorum demedim, diyemedim. Birkaç kere bırakmayı denedim, ama sonra yine başladım.

Demek ki tiryakilik ne imiş: “başlayınca bırakmak istemediğin, ama başladığın güne lanet ettiğin bağımlılık”

Ben buradan pazarlamaya sıçrarım, şaşırır kalırsınız.

Sigarayla Savaşanlar Derneği’ni kutluyorum. İlginç bir pazarlama stratejileri var. Ne zaman ki sabaha karşı bir saate reklamlarını seyrediyorum, canım sigara içmek istiyor. Sadece ben değil, bir iki tane arkadaşım da aynı yorumda bulunda. Ya onlarda bir hata var ya bizde, henüz çözebilmiş değilim.

Bu dernek, reklamlarında genel itibariyle çizgi film animasyon kullanıyor. Maliyetler düşük olsun diye sanırım oldukça da kötü görseller çıkıyor ortaya. Ayrıca gerçek anlamda bir senaryodan, bilgilendirmeden söz etmek mümkün değil. Genelde konu şuraya bağlanıyor: “sigara öldürür” Şimdi siz bu sloganı etkileyici buluyor musunuz, ben bulmuyorum. Zira sigara içmeyenlerin ölmediğine ilişkin bir önerme de barındırıyor ki; neresinden tutsan elinde kalır.

Derneğe slogan olarak “sigara süründürür” gibi bir şey önereceğim. Başka bir şey de olabilir belki, ama milletimizi iki konuda anlamak lazım: kadercilik ve manevracılık. Kaderci millete “sigara öldürür” dersen, sana vereceği milyon tane cevap vardır, mesela: “Allah’ın takdirine sual olunmaz”, “alnımızda ne yazmışsa o olur” Ayrıca milletimiz manevracıdır, ne ile çıksan karşısına kendince makul bir gerekçeyle sıyrılıverir. Süründürür iddiasından da sıyrılmak çok kolaydır biliyorum, ama en azından ölüm gibi sıyrılması görece kolay ve anlamsız bir önermeden iyidir.

Pazarlama stratejilerinde hedef kitlenin ne denli önemli olduğu gerçeği ortada. Sigarayla savaşma kısa filmlerinde hedef kitle diye bir kavram yok, herkesi sigaraya karşı uyarıyor, bu nedenle de en verimli halde sonuç vermiyor. Halbuki sigara içenlere ilişkin kampanya yürütmekle, sigaraya henüz başlamamış olanlara odaklı kampanya yürütmek farklı şeylerdir. Hamile kadınlara ilişkin kampanya ayrıdır, çocuğu olan annelere karşı yürütülenler ayrı. Ben derneği buradan daha ciddi bir pazarlama stratejisi için profesyonel destek almaya, alıyorlarsa desteği değiştirmeye davet ediyorum.

Filmlerin yayınlanma saatleri genelde sabaha karşı oluyor. O saate kim ayaktadır ve televizyon seyrediyordur, öğrenci gençler diyelim. O zaman yapılacak reklam gençlere yönelik olmalıdır. Mevcut reklamlar da çizgi film haline getirilip çocuk kuşaklarında yayınlatılabilir. Sanıyorum ki kanallarla bu konuda günlük 10 – 15 dakikalık çizgi film gösterme konusunda anlaşma yapılabilir. Çok zor değil; güzel bir senaryo, çocukları ekran karşısında tutacak görseller ve eğlence, bir yandan da sigaraya karşı uyaracak eğiticilik birleştirilebilir. Nasıl mı: Mesela bu aralar ilginç tiplerin birbirlerini kesip biçtikleri çizgi filmler revaçta, tamam işte şöyle olacak: Bir grup genç yaşlı bir ustanın yanında dövüş eğitimi alacak. Bunlardan iki üç tanesi sigara içiyor olacak. Sonra usta diyecek ki: “içme yavrucuğum, içersen bir halt olmaz senden” Sonra bunu duyan gençlerden biri hariç hepsi sigarayı bırakacak, bırakmayan kişi ha bire dayak yiyecek. Böyle bir temel üzerine kurulu 30 bölümlük bir çizgi film çocukları etkilemek açısından daha anlamlı olacaktır. Bu arada kavga etmenin kötü olduğunu da anlatmak lazım aynı zamanda ama nasıl olur bilemiyorum.

Gençlere yönelik film yapmak daha kolay, pek çok şey var, mesela şöyle olabilir: halı sahada maç yapılıyor, gençlerden birkaçı sigara içiyor, maçtan önce içtiklerini gördük. Maçta bunların yüzleri solmuş, zar zor nefes alıyorlar, koşacaklar ama dermanları yok. Slogan da şöyle olur “böyle olmamak elinizde” Hem çizgi filmlerden de ucuza çıkar. Gelip beni çekseler, ben onlara gerekli görsel malzemeyi sunarım, hem para da istemem.

Hamile kadınlar için mesela NG’de “Anne Karnında” belgeseli yayınlanıyor ya, oradan bir bölüm alıp, sigara içen annenin karnındaki çocuğu, öksürürken veya balgam çıkartırken gösterirsin, slogan olarak da “çocuğunuza bunu yapmayın” dersin.

Babalar için de şöyle olur: Baba akşam eve gelir, çocuğu ona ilgi göstermiyor, babasıyla oyun oynamak istemiyordur. Baba çocuğunun bu durumdan hoşnut değildir. Baba anneye şikayet eder, sonra slogan gelir: “belki çocuğunuz da sizden şikayetçidir”

Mesela erkekler için şöyle bir animasyon olabilir: Erkek spermleri kadının döl yolunda ilerliyor, sonra yavaşlamaya başlıyorlar, sonra kenarda durup bir sigara yakıyorlar, sonra devam ediyorlar bir yandan da öksürüp derin nefesler alıyorlar. Bu arada hedefe ulaşmak da mümkün olmuyor tabii. Slogan da “belki bir daha ki sefer” veya “bu defa çocuğunu olabilirdi”

Çocuksuz çiftlere de bir şey yazayım da bitireyim yavaş yavaş: Erkek sigara içiyor, kadın içmiyor olsun. Gece kadın ve erkek yatağa girer. Kadın sessizce kocasının uyumasını bekler, daha sonra yatağının altından çıkarttığı oda spreyini kocasının üzerine sıkıp, ağzına da naneli bir şeker yerleştirir ve huzur içinde uyur. Slogan da şöyle olur: “Keşke sarılarak uyumak da mümkün olsaydı”

Yazıya başlarken kafamda olan tek şey hezeyan kısmı yazmaktı. Geri kalanlar (film fikirleri, sloganları vs.) sonradan aklıma geldi. Yazımı 15. dakika itibariyle bitiriyorum. Neden söyledim bunu; demek ki daha düzgün bir şeyler yapmak o kadar da zor değil. Bir de oturup zaman harcayıp beyin fırtınası yapınca daha kim bilir ne güzel işler çıkar ortaya.

Saygılar…

2 yorum:

rüstem dedi ki...

“Gençlere yönelik film yapmak daha kolay, pek çok şey var, mesela şöyle olabilir: halı sahada maç yapılıyor, gençlerden birkaçı sigara içiyor, maçtan önce içtiklerini gördük. Maçta bunların yüzleri solmuş, zar zor nefes alıyorlar, koşacaklar ama dermanları yok. Slogan da şöyle olur “böyle olmamak elinizde” Hem çizgi filmlerden de ucuza çıkar. Gelip beni çekseler, ben onlara gerekli görsel malzemeyi sunarım, hem para da istemem.

Mesela erkekler için şöyle bir animasyon olabilir: Erkek spermleri kadının döl yolunda ilerliyor, sonra yavaşlamaya başlıyorlar, sonra kenarda durup bir sigara yakıyorlar, sonra devam ediyorlar bir yandan da öksürüp derin nefesler alıyorlar. Bu arada hedefe ulaşmak da mümkün olmuyor tabii. Slogan da “belki bir daha ki sefer” veya “bu defa çocuğunu olabilirdi” ”

Ne için başladığını yazmasaydın, yukarıda yazdıklarını yazmak için başladığını düşünürdüm. Özellikle de ikincisi yaratıcı düşünce mahsulü.

Reklamları görmedim. Ama, yakın çevremde sigara içen insanlardan yola çıkarak yazdıklarınıza tamamen katıldığımı ifade etmek istiyorum.

Ne öldürür, ne de süründürür tarzından “laflar” kimseye sigara bıraktırmaz bence. Sigara kötüdür ama, kadın gibi bağımlılık yaratır. (Yoksa tersi mi:)..

Benim bir sosyoloji hocam vardı lisansdayken. O anlatıyor. “Bir arkadaşımız vardı, öğretmen. Bildim bileli karısıyla kavgalı, tartışmalı geçiniyorlardı. Doğru dürüst aile bile denilemezdi. Sonra bir gün eşi rahmetli oldu ve biz de ziyaretine gittik. Bir baktım ağlıyor. Ya dedik, onbeş senedir kavga-kargaşa, bu ağlamak da neyin nesi? O da döndü dedi ki, “sigaranın zararlı olduğunu içen içmeyen herkes bilir, ama kimse kolay kolay bırakamaz. O da benim sigaramdı.”..

Yazıyla alakası yok biliyorum, ama o zamanlar bana ilginç gelmişti…

Hörmetle…

Bülent Akgül dedi ki...

Sevgili Rüstem, hissiyatlı bir hikayeymiş, bir kadını tiryakilik biçiminde sevmek ilginç bir yaklaşım, paylaştığın için teşekkürler.

Saygılar…